gezimanya

  • 17/3/2008 - Gürlek Şelaleleri
  • Kategori: GEZI

    9 Aralık 2007

     

    Köyden Fikri Baba'yı alıp düştük yollara.. Neyseki Fikri Baba, nerden nasıl geçilebileceği konusunda yeterince deneyimli..

     

     

     

    Dere tepe düz gittik..

     

     

    Derelerde her ne kadar su seviyesi azalmış da olsa karşıdan karşıya geçmek için yapay rotalar oluşturmak zorunda kaldık çoğu yerde..

     

     

     

    Kış ayların böylesi güzel şelaleler, baharda nasıl bir manzara sunar kimbilir..

     

     

    Ve mutlu son.. Biz gelmeden hazırlanan güvecimize ve salatalarımıza saldırırken..

     

     

    Yürüyüşe başladığımız köyün kahvesi son durağımız oluyor..

     

     

    Slayt gösterisi için lütfen resmin sol üst köşesindeki yeşil kareye tıklayın

     

    Yorum ( 5 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 8/3/2008 - Büyükada'da bir pazar..
  • Kategori: GEZI

     

    2 Aralık 2007

    Harika bir Pazar günü Beşiktaş İskelesinden başlıyor yolculuğumuz. Tek tek diğer adaları geride bırakarak varıyoruz en büyüğüne Prens Adalarının..

    Ada topraklarına ilk ayak bastığımızda farkında olmadan bir turist kafilesinin peşine takılıyoruz, belirli bir rotada ilerleyen grubun zaman özgürlüğümüzü kısıtladığını fark etmemiz çok zaman almıyor,  hemen başka bir sokağa saparak durumu düzeltiyoruz. Adanın kendine has Art Nevue tarzı köşklerini hayran hayran seyrederek ilerliyoruz. 

    Adanın diğer meşhur canlıları da , kediler..

    Nüfusun çoğunluğunu Rumlar’ın oluşturduğu mübadele öncesi zamanlara gidip Rumlarla Türkler'in dostça yaşadığı günlere götürüyor bizi bu sokaklar, kimbilir acı tatlı ne anılara ev sahipliği yapmıştır.. 

    İlk görmeyi planladığımız ve soduğumuz yer Lev Troçki’nin evi oluyor, bir iki kişinin farklı tariflerinin sonucu Nizam Sokağında gitgeller sonucu evin bulunduğu ara sokağı buluyoruz.

    Stalin'in sağ kolu, aynı zamanda başta gelen marksist teorisyenlerden Lev Troçki, Lenin'in ölümünden sonra Stalin'le giriştiği siyasal mücadesinde başarısız olunca sürgüne gönderilmiş. Sürgün yerlerinden birisi de Büyükada, burada 1929 ile 1933 yılları arasında yaşamış. Bir zamanlar pek çok kitabını kaleme aldığı, bir zamanların gösterişli köşkü maalesef şu an bakımsız..

    Köşk harabe olmasına harabe ama yine de iç kısmını kenardan köşeden görmek, Troçki’nin yaslandığı duvarlara dokunma isteği içimde uhde olarak kalıyor, kapıya öyle bir kilit vurmuşlar ki, tüm ümitlerim yerle bir oluyor. Köşkün sokağındaki Adalı minik güzellerle vakit geçiriyoruz bir vakit.. Oyunlarını bırakıp bize gönüllü modellik yapıyorlar.

    Nizam Caddesi'nden Lunapark Meydanına çıkarken..

     

     

     Nizam Caddesinden ilerlerken Lunapark Meydanı'na çıktığını tahmin ettiğimiz başka bir ara sokağa giriyoruz, kendimizi küçük tur yolunda fayton trafiğinin içinde buluveriyoruz.

     

     

    Adaya daha önce gidenler bilir,  ada çevresinde faytonla iki tur alternatifi vardır, çepeçevre adayı dolaşmak için "büyük tur" ile geziye çıkmak gerekir. "Özgür dolaşmak istiyorum" diyenlere bisiklet kiralama imkanı da var tabii..

    Küçük turun mola yerinde havalar daha ılımanken açık olan kır bahçesinde yeşilin tonlarını ayırmaya çalışıyoruz bir müddet.. Etrafta dinlenmeye bırakılmış at ve eşekler de yeşille öyle bütünleşmiş ki onları ürkütmemeye gayret ederek yolumuza devam ediyoruz.

    Biraz daha rampa çıktıktan sonra,  Aya Yorgi Manastırı’na çıkan yokuşun başına, Lunapark Meydanı'na geliveriyoruz. Aya Yorgi’ye yürüyerek çıkmamızın maksadı tabii ki hacı olmaktan ziyade bu eşsiz manzarayı farklı noktalardan da görebilmek, Ada'yı daha içsel yaşayabilmek..

    Hıristiyan inanışına göre, Aya Yorgi'ye yürüyerek çıkan insanlar "yarı hacı" sayılırlarmış, Efes'deki Meryem Ana Evi'ne tırmanılırsa da tam hacı olunuyormuş.

    Tabii o yokuşu hiç çekemem diyenler için de seçenekler yok değil, eşşekler ve bisikletler hizmetinizde..

     

     

    Yokuş yujarı çıkarken orman örgüsü içindeki eski ahşap bina kompleksi yani eski yetimhane eminim herkesin dikkatini çekiyordur.

     

      

     

    Yetimhane, İsa Tepesinde Hristos Manastırı’nın biraz ilerisinde. 1898 yılında bir Fransız şirketi tarafından otel olarak inşa edilmiş. Yapının mimarı Alexandre Vallaury. Bu bina ahşap karkas sistemde bu büyüklükte yapılmış Türkiye'deki, belki de dünyadaki tek yapıymış. Bina otel olarak yapılmasına rağmen devletten izin alınamaması yüzünden çalıştırılamamış. Daha sonra bir zengin Rum aile tarafından satın alınarak Patrikhaneye bağışlanmış. Patrikhane tarafından da yetim Rum çocukları için okul olarak kullanılmış. 1970’lerin başlarında emekliye ayrılmış, 30 yıldan beri de Ada yamaçlarını süslemekmiş vazifesi.. :) 

    Ve en sonunda Yüce Tepe’deyiz, bizi sürekli havlayan , manastıra girişi adeta yasaklayan Ada köpekleri karşılıyor. Köpeklerin yabanıl karşılamasına aldırmaksızın devam ediyoruz, bunca yokuşu tırmanıp köpeklerimiz yeterince misafirperver değil diye dönecek değiliz elbette. "İnsanın doğada kendini keşfetmesi" olayı bu olsa gerek, köpek fobisi gezme merakı olunca kendiliğinden ortadan kalkıyormuş :))

    Manastırın hemen yanındaki kır lokantası, adanın en güzel manzarasına sahip, en iyi de kırmızı şaraba sahipmiş ama biz tadına bakamadık.

    Manastırın bahçesi..

     

     

    Hemen önümüzdeki Sedef Adası’nı mı, daha ilerdeki İstanbul sahillerini mi seyredelim yoksa karnımızı mı doyuralım derken vakit çabucak geçivermiş.

     

     

    Büyükada’nın en yüksek tepesinde , kurulan Agios Georgios Rum Ortodoks Manastırı adını MS III. Asırda, Hristiyan inancından dolayı putperestler tarafından şehit edilen ve bugün mezarı Filistin’de bulunan, Roma ordusunda subay olan, Anadolu’lu (Kapadokya’lı) Aziz Georgios’tan almaktaymış.

    Manastırın duvarında manastır ile ilgili ilginç miti aynen aktarmanın en kolay yolu fotoğrafını çekmekti..

     

     

    Gün batmadan Ada sokaklarından fotoğraf adına başka ne güzellikler çalabiliriz umudu ile Yüce Tepe’den yürüyerek önce Lunapark meydanına sonra da küçük tur yolunu takip ederek Ada sokaklarına yeniden giriyoruz, eski ama alımlı Ada evlerine son kez veda edip iskeleye varıyoruz, güneşi iskelede uğurlayıp İstanbul'umuza dönüyoruz..

     

    Slayt gösterisi için lütfen resmin sol üst köşesindeki yeşil kareye tıklayın

     

    Yorum ( 7 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    Gezdiğim gördüğüm sizin olsun, yediğim içtiğim benim :)

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • RSS
  • resim yükle
  • imageshack
  • voyager
  • gezirehberim
  • gatetoturkey
  • geziyorumları
  • redseastarfish
  • beyazkedim
  • dogaylabasbasa

    Kategoriler

  • GEZI
  • GORMEK ISTEDIKLERIM
  • GURME
  • HAYATIN ICINDEN
  • ISTANBUL
  • Arkadaşlarım

  • lalezari
  • EnesBilal
  • oznurkaya
  • necipkoni
  • umutbizde
  • hbasak
  • remlae
  • geziyazilari
  • kirazg
  • muhteremlegeziye
  • ainaler
  • kenaryazilari
  • eryol
  • figoltx
  • gittiklerim
  • Oronar
  • umutyavuz666
  • gezitatilseyahat
  • pelinhoskan
  • gezgingiller
  • maviveportakal
  • hihsansonmez
  • BARIS59
  • barisbehramoglu
  • fotogezi
  • mkombe
  • tadiyorum
  • soymet
  • okuyorumgeziyorum
  • seldadan
  • miskinlertekkesi
  • minegeziyor
  • Sayfa: 1 - Toplam: 51
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa