Tüm ülkede bulunan yaklaşık 50 bin kadar korunması gerekli Kültür ve Tabiat varlığının 1131’i Safranbolu.
Kent tarihi:
Anadolu’nun kuzey batı kesiminde, Antik Devirde tarihçi Homeros’un İlyada destanında Paplagonya olarak geçmektedir.Yörede sırası ile Hititler, Frigler, dolaylı yoldan Lidyalılar, Persler, Helenistik Krallıklar (Pondlar), Romalılar, Selçuklular, Çobanoğulları, Candaroğulları ve Osmanlılar egemenlik kurmuşlardır.
Safranbolu 1196 tarihinde Selçuklu Sultanı II.Kılıç Arslan’ın oğlu Muhiddin Mesut Şah zamanında Türklerin eline geçmiştir. Tarihi süreç içerisinde ise 1213-1280 tarihleri arasında Çobanoğullarının, 1326-1354 tarihleri arasında Candaroğlullarının, 1354-1402 ve 1423 yılından itibaren de Osmanlıların egemenliğine girmiştir.
Safranbolu, tarihi geçmişinde, en üstün ekonomik ve kültürel düzeyine Osmanlı döneminde ulaşmıştır. Kentin 17. yy da İstanbul-Sinop kervan yolu üzerinde önemli bir konaklama merkezi oluşu, bölgede ticaretin gelişimine olanak sağlayarak zenginleştirmiştir. (Bu dönemde İstanbul ve Kastamonu ile yoğun ilişkiler yaşanmış, Osmanlı devlet adamlarından bazıları kente önemli eserler bırakmışlardır.
**********************************************************************************************
Şehri gezmeye nereden başlayacağız diye düşünmeye fırsat kalmadan bizi bir dizi golf arabasına yerleştiriyorlar.
İyi tarafı yorulmadan tüm şehri çepeçevre kısa sürede hem de bant kaydından tanıtım eşliğinde dolaşacağız, kötü yanı ayağım yere değmediği için, yeni bir toprağa ayak basıyorum sevincini yarım yaşayacağım , mimari yapıları her açıdan doyasıya seyredemiyeceğim ve tabii ki arabanın titreşimi nedeniyle fotoğraf çekemeyeceğim. Ara rehberimizden durmasını rica ederek Safranbolu panoromasını izleme fırsatı da buluyoruz.
Ve son duraktayız, eski Hükümet Konağı, şimdiki Kent Tarihi Müzesi'nde. Golf arabaları bizi oracıkta bırakıp geri dönüyorlar, kendi kendimize kaldığımıza ne kadar sevinsem az, "yaşasın özgürlük" çığlıklarını içimden atıyorum.. Bir mekanda yaşanmışlıkların maddelerde biriktirdikleri enerjileri hissedemediğimizden mi nedir, mekanı adımlamadan, duvarlara dokunmadan dolaşmak nedense tatmin etmez gezme dürtülerimizi..
Kent Tarihi Müzesi
Eski Hükümet Konağı Kastamonu Valisi Enis Paşa ile İlçe Kaymakamı Ahmet Bey öncülüğünde ilçe halkının maddi destekleriyle iki yıl içinde (1904-1906) “kale” olarak adlandırılan tepeye inşa edilmiş. Tamamen kesme taştan yapılan bina, 800 m² kapalı bir alana ve bir de mahzen bölümüne sahip.
Müze; zemin, giriş ve 1. kat olmak üzere 3 kattan oluşmakta.
Bu arada müzenin altını üstüne getirirken içerideki ışığın farklı açılardan yaptığı etki fotoğraf tutkuma gayet iyi hizmet ediyor.
Zemin Katta; Safranbolu’da Ticari Hayat ve geleneksel El Sanatları hakkında fotoğraflı bilgiler bulunmakta. Aynı zamanda; Esnaf Ve Zanaatkarlar Çarşısı’nda Eczanecilik Müzesi, Lokumculuk Müzesi, Yemenici, Baharatçı, Kundaracı – Sayacı, Semerci, Demirci, Kalaycı, Bakırcı ve Esnaf Kahvesi gibi Safranbolu’daki önemli Esnaf kollarının çalışma ortamları özgün canlandırma tekniği ile ziyaretçilere sunulmuş.
Poz verirken bile etrafa tutunma , dayanma ihtiyacı duyan biricik anneciğime, ne zaman sorsam, "hayır yorulmadım" cevabını alıyordum, yaşama sevinci bu olmalı :)

Kalede bulunan, Padişah lll. Selim’in Sadrazamı Safranbolulu İzzet Mehmet Paşa tarafından yaptırılan Saat Kulesi (1797), Sultan ll. Abdulhamit Han devrinde yaptırılan Cephane Binası (1890) ve Cezaevi Binası (1906) diğer önemli tarihi yapılardandır.
Saat Kulesi
Eski Cezaevi Binası
İzzet Mehmet Paşa Camii ve Köprülü Mehmet Paşa Camisi 
Fotoğraf Şaban Uluca arkadaşımızca çekilmiştir.
Safranbolu Çarşısı çok da geniş bir alana yayılmadığı için gezmemiz çok zaman almıyor, etraftaki bolca Çin malı hediyelik eşya nedense alışveriş isteğimi köreltiyor, etrafa bakmakla yetiniyorum. 
Bakırcılar Çarşısında, Özkan’la Mehmet, miğferleri takınca birden farklı bir kimliğe bürünüveriyorlar.. Bir de silahları nasıl tutacaklarını bilseler.. 


İzinlerini isteyerek birkaç zanaatkarın fotoğraflarını çekiyorum. Bu anlar günün en güzel anları olabilirdi, tabii birilerinin beni beklemediği gerçeğini hatırlamasaydım

Ben işimi bitirdiğimde bir kahvede, kahve içiyor olduklarını sandığım grubumuzun yerinde yeller esiyordu.
Etrafta görebildiğim tek tanıdık arkadaşın peşine düşerek, kalacağımız yere, Çiçekler Evi'ne yani Safranbolu MYO Uygulama ve Konuk Evi'ne varıyorum.
1999 yılında üniversite tarafından satın alınan 155 yıllık "Çiçekler Konağı" 16 yatak kapasitesi ile hizmet vermekte. Park alanının yanısıra geniş bir bahçeye sahip konak.
Şahsen en sevdiğim yanı, Safranbolu'da turizmin patlak verdiği zamanlarda, özellikle merkezde oluşan keşmekeş ve gürültüyü hissetmeden, Safranbolu'yu doyasıya seyretme ve yaşama lüksünü sunan konumuydu, yemyeşil huzur verici bahçesiydi.. 

Konak iç mekan
Ve konağın bahçesinde Safranbolu'nun nostaljik manzarasına karşı kahvesini yudumlayıp, günün yorgunluğunu atan gezginler..
Özlem'le Servet'in her zamanki gibi keyfi yerinde.. 

Bizim vaktimiz el vermediği ziyaret edemediğimiz pek çok mekan var Safranbolu'da.. Konakların bir kısmı pansiyon şeklinde kullanılırken, bazıları da restore edilerek müzeye yani gezi evine dönüştütülerek hizmet vermekte. Kısmetse başka bir zamanda eksik kalan kısımları doldurmak için yine geri geleceğiz..
Bu arada, yazı karakterlerdindeki farklılıklar, yazı alt çizgileri ve düzensizlikleri için özür dilerim, tüm düzeltmelerime karşın, blogcu editörünün kafasına buyruk algılması beni pes ettirdi ancak bu şekilde sunabiliyorum..