Uludağ, Mudanya, Trilye, Gölyazı - ııı

8/9/2008 · Kategori: GEZI

27 Ocak 2008

Gün batmadan önce Bursa sınırları içinde son uğradığımız yer Gölyazı, Uluabat Gölü oluyor. Daha arabadan inmeden gölün sazlık adaları cezb ediyor insanı..

 

Araban indiğimizde bizi “Ağlayan çınar” karşılıyor, 700’lü yaşlarını süren çınarın bağrından gürül gürül akan göl suyu olsa gerek gözyaşları..



Gölyazı etrafında hızlı bir tur atıyoruz önce,  hava muhalefeti fotoğraf keyfimize biraz ket vurunca adımlarımız hızlanıyor haliyle..



Tarihle doğanın iç içe zevki bir sunum yaptığı yürüyüş parkuru buradaki daimi rotamız oluyor.   



Gölyazı Köyü de eski bir Rum Köyü, burada da mübadelenin izleri kalmış heryerde. Arnavut kaldırımlı dar sokaklarda Rum evleri farklı görüntüleri ile kendilerini belli ediyorlar. Yol üstünde yerli bir teyzeye bu evlerde hala oturanlar var mı gibisinden öyle bir soru soruyorum, sorduğuma da bin pişman oluyorum, teyze evlerin yıktırılmamasından şikayetçi, belki kendince haklı, yıktırılmasın ama böyle harap bir şekilde de içinde yaşama izin vermemeliler, hiçbir tadilat yüzü görmese de tipik mimarileri ile  yine de ayakta durmayı başarmışlar..Ara ara yeni evler de araya girip bu klasiklerin zerafetini bozmuş olsa da ..



 

Burada nüfusun %80’i balıkçılıkla uğraşmaktaymış, mübadele sırasında tıpkı burada evlerini ocaklarını bırakıp giden Rumlar gibi, Yunanistan’dan buraya göçen Türkler de ilk geldiklerinde büyük zorluklar çekmişler. Yunanistan’da çiftçilikle uğraşmakta iken buraya geldiklerinde ekecek toprak bulamamışlar. Halen burada yaşamakta olan Rumlar’ın yardımı ile balıkçılığı öğrenmişler ve bu böyle babadan oğula sürüp gitmiş.

 

Ulubat Gölü, tektonik kökenli sığ bir tatlısu gölü, turna, sazan, yayın, yılanbalığı, tatlı su kefali, ringa, İsrail sazanı gibi birçok balık çeşidine ev sahipliği yapıyor. Suyun temizliğinin simgesi sayılan yılan balığına artık pek rastlanmasa da diğer çeşitler oldukça azalsa hala insanların geçim kapısı olmayı sürdürebiliyor göl.. Bir zamanlar Türkiye’nin kerevit üretiminin %30’unu karşılayan Ulubat Gölünde artık günde 20-30 kg’dan fazla kerevit çıkmıyormuş.


 

Efsane gölün oluşumunu şöyle anlatır;

Apollonia kralının güzel kızını oğlu için Melde kralı ister. Ancak kızın gönlü bir başkasındadır, varmak istemez prensese. Apollonia kralı da bir tepeye saray yaptırır, kızını buraya saklar. Buna çok kızan Melde kralı, Apollonia krallığını yıkmaya karar verir, Odrysses Çayı’nı Apollonia kentine çevirir. Çay toprakları sualtında bırakır. Kent ve prensesin bulunduğu saray , sularla çevrili birer ada haline gelir.

 

Ulubat’ın eski çağdaki adı Apolloniatis Gölü idi, Sanat, güneş ve aydınlık tanrısı Apollon’un bölgenin koruyucusu olduğuna inanılırmış. Gölün ismi zamanla Apolyont olarak anılmaya başlanmış. Niye fotoğrafçıların buraya akın akın geldiğini, neden sanat tanrısının burayı korumayı kendine görev addettiği ortada, yine tarih ve doğanın el birliği ile güzellik kattığı özel bir coğrafyaya sahip Gölyazı, yazları sular çekildiğinde bir yarımada , kışları köprü ile karaya bağlanan bir ada konumunda.



View Album

Get your own
View Album
Get your own

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (4) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

4 yorum yazılmıştır

Yazan:BARIS59 | Tarih: 2008-12-01 21:30:54
Konu: Gelin Artık


Lütfen gelin artık. Mazeret filan istemiyoruuum.

İnşallah iyisinizdir efendim.

***
tşk ederim , çok iyiyim ama işler yoğunlaşınca biraz blog ihmale geldi, en kısa zamanda döneceğim.

Düzenleyen gezimanya gün: 17/12/2008 saat: 18:54

Bağlantı » »

Yazan:maviveportakal | Tarih: 2008-10-04 16:41:17
Konu: mrb

uzun zamandır verdiğim aradan sonra yeniden merhaba.bloğun yeni görünümü çok güzel olmuş.ben kaçırdıklarımı okuyayım.görüşmek üzere.
http://maviveportakal.blogspot.com/

***
Ziyaretin için çok teşekkür ederim, ben de uzun aralar verir oldum bloga, görüşmek üzere..

Düzenleyen gezimanya gün: 6/10/2008 saat: 21:29

Bağlantı » »

Yazan:Seyyah | Tarih: 2008-09-29 20:34:44
Konu: Ramazan bayramı ...

Bütün bayramların bayram gibi yaşandığı, barış ve mutluluğun egemen olduğu, insan hakları, adalet ve hukukun gözetildiği, savaş, terör ve yoksulluğun geride kaldığı bir dünya için bayramların birer imkan olması temennisiyle, milletimizin, bütün soydaş ve din kardeşlerimizin, tüm gönül dostlarımızın ve grup üyelerimizin Ramazan bayramını kutluyor, bu bayramın hepimize, insanlık alemine insanca yaşama adına yeni bir umut ve imkan getirmesini yüce Allah'tan niyaz ediyoruz.

http://gidilesiyerler.blogspot.com/
http://soframdan.blogspot.com/
http://gittiklerimden.blogspot.com/

***
Çok teşekkürler sizin de bayramınız kutlu olsun..


Düzenleyen gezimanya gün: 6/10/2008 saat: 21:28

Bağlantı » »

Yazan:Oronar | Tarih: 2008-09-10 14:27:40
Konu: Göç etmek zorunda kalanlar...

Ne acıdır insanların doğup büyüdükleri vatanlarından zorla kopartılarak göç etmek zorunda bırakılmaları. Her birinin ayrı hihayesi var ortak payda yaşanan acılar ve unutulması mümkün olmayan geride bırakılanlar. Türkiye'de bir çok yerde benzerini bulmak mümkün. Kayaköy, Gökçeada ve şu anda adı aklıma gelmeyen niceleri.
Tatlı su balıkları çok ilgimi çekmese de tezgahtaki görüntü insanın iştahını açıyor. Ellerine sağlık.

***

Evet, mübadele yılları çok sancılı geçmiş :( Ziyaretin için çok teşekkürler..

Düzenleyen gezimanya gün: 10/9/2008 saat: 21:37

Bağlantı » »

« Önceki :: Sonraki »

Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım